Erdem Nedir? Erdemli Olmaya Örnek Veriniz!
Erdem… Hadi bakalım, bir bakalım. Herkesin övgüyle bahsettiği ama tam olarak ne olduğunu bilmediği bir kavram. Evet, biz de “erdemli insan” denince hep gözümüzde o “yavaş yavaş yürüyen, asla sinirlenmeyen, her zaman doğruyu söyleyen” tipleri canlandırıyoruz. Ama asıl soru şu: Erdem nedir, gerçekten? Hani, mesela kahve almak için sırada beklerken, son anda yerimizi birine bırakmak erdemli bir davranış mıdır? Yoksa bu sadece bir “Türk kahvesi alıp hayatıma devam etme” refleksi mi? Gelin, bunu birlikte keşfedelim.
Benim adım Burak, 25 yaşında İzmir’de yaşayan biriyim. Evet, kahve düşkünü, sürekli espri yapmayı seven ama bazen her şeyi fazla düşünen bir insanım. Şimdi, erdemli olmak ne demek, diye soracak olursanız, işte size birkaç örnek:
Erdem Nedir? İyi İnsan Olmak Mı?
Erdem, aslında oldukça basit bir şey gibi gözükebilir. Ama gelin görün ki, içinde yaşadığımız dünyanın karmaşasında, çoğu zaman erdemli olmanın ne demek olduğunu unuturuz. Mesela bir sabah, İzmir’in en kalabalık semtlerinden birinde, bu konuda bir farkındalık yaşadım.
Bir arkadaşımla buluşmaya gittim. (Hadi itiraf edelim, bu buluşmalarda pek de ciddi şeyler konuşmayız, genellikle kahkahalar ve her an “hayat çok zor” esprileri havada uçuşur.) Neyse, o gün sabah biraz geç kaldım. Hızla yürürken, sanki bana doğru hızla yaklaşan bir otobüs varmış gibi hissettim.
“Durum kötü, acele et!” diye içimden düşündüm. Sonra, karşımdan gelen yaşlı bir kadını fark ettim. Yavaşça yürüyen, yaşından ötürü adımlarını temkinli atıyor ve sağa sola bakarak yürüyordu. İşte o anda ne oldu biliyor musunuz? Erdemi, sadece içsel bir ses olarak değil, bir davranış olarak hissettim. Kadının önüne geçip, ona yer verdim. Aslında içimden şöyle dedim: “Burak, ne olursun, 2 dakika yavaşla, bu kadına yer ver. Bunu yapman bir insan olmanın temel şartı.” Bir yandan da düşündüm, “Haa, demek erdemli olmak bu işte! Bazen sadece durup doğru şeyi yapmak.”
Bir erdemli insan olmak, her zaman göz önünde olmayı gerektirmez. Yani, birine yardım etmek için reklam yapılmaz, değil mi? Erdem, bazen kimseye söylemeden, sadece doğru olanı yapmaktır.
Erdemli Olmaya Örnek Veriniz: Sosyal Hayatta Çılgınca Hareketler
Beni tanıyanlar bilir; esprilerimle tanınırım. Ama bazen, tam da komik bir espri yapacakken, bir anda “Erdemli olmam gerek” diye iç sesim devreye girer. Bu tam anlamıyla bir içsel çatışma yaşamak gibidir.
Örneğin geçen gün, kahvemi almak için sırada bekliyorum. Önümde bir kadın var, o da ne? Elinde cep telefonu, bir türlü karar veremiyor. Sipariş verirken sanki yaşamının en önemli kararıymış gibi ciddileşiyor. O sırada, içimden şöyle bir ses yükseliyor: “Ahh, Burak, bir şaka yap, bu anı geçirelim.” Ama işte, o kadının biraz gergin olduğu çok belli. Benim esprim, onu rahatlatmayabilir. O an iç sesim devreye girdi ve dedim ki: “Hayır, Burak! Sen burada erdemli olmalısın, komik değil, sabırlı ol!”
Ne yaptım? Sabırla bekledim. Beklemek, sadece fiziksel değil, içsel bir çaba gerektiriyor. Erdemli olmak, bazen tahammül edebilmekten geçiyor. Sonunda kadın siparişi verdi ve ben de sadece sabırla bir kahve alıp hayatıma devam ettim. Erdemli olmak, espri yapmak kadar kolay, ama bazen o an doğru olanı yapmak zorlayıcı olabiliyor.
Erdem ve Gündelik Hayat: “İçimden Gelmeyen” Yardımlar
Bir başka örnek, geçtiğimiz hafta yaşadığım bir anı. Çalıştığım ofiste, arada sırada işlerim çok yoğun oluyor ve kafamda sürekli “yapacak çok şey var” düşüncesiyle geziyorum. Ama bu sefer, tam o an çalışırken, kapıdan bir ses duyuldu.
“Burak, bir yardımcı olabilir misin?” dedi eski bir arkadaşım.
Hemen kafamda 15 tane neden “hayır” demem gerektiğine dair neden sıralamaya başladım: “Ya ben çok yoğunum, başkası yapar zaten, şimdi ben buna yardım edince çalışmamı yapamam” falan filan. Ama sonra birden kendimi durdurup şöyle düşündüm: “Burak, sen erdemli olmalısın. Bu işin seni meşgul etmesine izin verme, yardım et.”
Tabii, yardım ettiğimde ne oldu? Biraz daha keyif aldım, biraz daha insan gibi hissettim. Erdemli olmak, bazen gerçekten sadece başkalarına yardım etmektir. Hatta hiç istemediğiniz bir durumda bile, bazen yardım etmenin size ne kadar huzur verdiğini görüyorsunuz. O an “yardım ettim” diye kendimi çok iyi hissettim. Ama sadece o an değil, bir sonraki hafta da “Bak, o yardımı sana kimse söylemedi ama sen yaptın!” hissi çok güzel.
Erdemli Olmak: Komik Bir Şekilde Kendini Tanımak
Sonuçta, erdemli olmak da bazen kendini tanımakla ilgili bir durum. Kendimi tanıdıkça, aslında erdemin ne kadar küçük ve basit bir şey olduğunu fark ettim. İnsanlar, sosyal medyada “iyi insan olmak” için fotoğraflarını paylaşabilir, iyi bir hareket yapıp bunu herkese gösterebilirler. Ama gerçek erdem, bunu içten ve içimizde hissederek yapmaktır.
Geçen gün, İzmir’in en kalabalık caddelerinden birinde, arka arkaya yürüyordum. Bir çocuk, önümdeki adama çarptı ve hemen özür diledi. O anda, küçük bir iç sesim şöyle dedi: “Erdem işte bu, nazik olmak!” Sonra fark ettim ki, çocuğun yaşına, cinsiyetine ya da etnik kökenine bakmadan, sadece o basit ve içten özür dilemesi bile çok değerli bir erdemdi.
Sonuç Olarak Erdem: Küçük Adımlar, Büyük Farklar
Erdemli olmak, büyük hareketlerle değil, küçük, basit ve günlük hayatta yapılabilen hareketlerle başlar. Kahve alırken sabırlı olmak, birine yardım etmek, trafikte sakin kalmak… Bu hareketlerin hepsi aslında birer erdem örneğidir. Esprili bir şekilde bakıldığında, erdem, bazen sadece içinde bulunduğumuz anı doğru şekilde değerlendirebilmektir.
Benim gibi espri yapmayı seven biri için, “erdemli olmak” genelde neşeli ve komik bir şekilde karşımıza çıkar. Ama her zaman unutmayın, erdemli olmak her zaman “doğru olanı yapmak” demek, ve bazen iç sesimizi dinleyip, gülmek yerine birinin yardımına koşmak daha doğru bir davranış olabilir.