Bir Aynanın Karşısında Başlayan Hikâye: Makyajı Kim İcat Etti?
Kayseri’de soğuk bir kış akşamıydı. Penceremin kenarında oturmuş, yıllardır tuttuğum günlüklerden birini karıştırıyordum. Eski sayfaların arasında sadece yazılar yoktu; büyüdüğüm yılların heyecanları, kırgınlıkları, hayal kırıklıkları ve küçük mutlulukları saklıydı.
O gün neden eski günlüklerime baktığımı tam olarak bilmiyorum. Belki de geçmişte insanların kendilerini nasıl gördüğünü merak ettiğim için… Belki de aynaya her baktığımızda aslında sadece yüzümüzü değil, kim olduğumuzu da aradığımızı fark ettiğim için.
Elimde tuttuğum eski bir sayfada şöyle bir cümle vardı:
“İnsan bazen yüzünü değiştirmek için değil, kendini daha güçlü hissetmek için aynaya dokunur.”
Bu cümleyi yıllar önce yazmışım. Tekrar okuyunca garip bir şekilde duygulandım. Çünkü o anda araştırdığım bir sorunun cevabı ile bu cümlenin ne kadar bağlantılı olduğunu fark ettim: Makyajı kim icat etti?
Bu soruya çoğu kişi tek bir isim arıyor. Sanki bir gün biri çıkmış, bir kutu almış, içine renkli bir madde koymuş ve “Artık insanlar yüzlerini süsleyecek” demiş gibi düşünüyoruz. Oysa gerçek çok daha derin, çok daha insani bir hikâyeye sahip.
Makyajın tek bir mucidi yoktu. Makyaj, binlerce yıl boyunca insanların kendini ifade etme isteğinden doğdu.
İlk İzler: İnsanların Kendini Anlatma Çabası
Merhaba Arabadergisi okurları! Bugün sizlerle “Makyajı kim icat etti” konusunu ele alacağız.
Bir akşam araştırma yaparken önümde eski uygarlıklara ait görseller vardı. Mısır’da gözleri belirgin şekilde boyanmış insanlar, törenlerde kullanılan renkler, doğal malzemelerden hazırlanan süsler…
Uzun süre o görüntülere baktım.
Aklımdan geçen ilk şey şuydu: “Binlerce yıl önce yaşayan insanlar da kendilerini güzel hissetmek istemiş.”
Bu düşünce beni gerçekten etkiledi. Çünkü çoğu zaman geçmişte yaşayan insanları sadece savaşlar, krallar ve büyük olaylarla hatırlıyoruz. Oysa onların da aynaya baktıklarında hisleri vardı.
Onlar da özel görünmek istedi.
Onlar da kendilerini farklı hissetmek istedi.
Onlar da bazen yüzlerinde küçük bir değişiklik yaparak içlerinde büyük bir değişim hissetti.
Eski Mısır’da göz çevresine sürülen maddeler sadece güzellik amacıyla kullanılmıyordu. Bazı karışımlar güneşten korunmak ve göz çevresini korumak için de tercih ediliyordu. İnsanlar doğadan aldıkları malzemelerle kendi bakım yöntemlerini oluşturuyordu.
Bunu düşündüğümde garip bir heyecan hissettim. Çünkü makyajın aslında sadece modern dünyanın bir alışkanlığı olmadığını anladım. İnsanlık tarihi boyunca var olan bir anlatım biçimiydi.
Bir Renkten Çok Daha Fazlası
Çocukken annemin aynanın karşısında hazırlanışını izlerdim. Bazen küçük bir dokunuşla yüzündeki ifadenin değiştiğini görürdüm.
O zaman bunun nedenini anlayamazdım.
Bir insan nasıl olur da küçük bir renk değişimiyle kendini daha iyi hissederdi?
Yıllar sonra bunun sadece dış görünüşle ilgili olmadığını fark ettim.
Bazen bir ruj, bir göz kalemi veya hafif bir renk dokunuşu insanın kendine ayırdığı birkaç dakikadır. Günün karmaşasından uzaklaşıp kendine “Ben de önemliyim” deme şeklidir.
Makyajın hikâyesi biraz da insanın kendisiyle kurduğu ilişkiydi.
Mısır’dan Saraylara Uzanan Renkli Yolculuk
Makyaj tarihine baktığımda beni en çok etkileyen şeylerden biri, her dönemde farklı anlamlar kazanması oldu.
Bazı dönemlerde makyaj güç göstergesi oldu. Bazı dönemlerde zarafet simgesi olarak görüldü. Bazı zamanlarda ise toplumların kültürel kimliğinin bir parçası hâline geldi.
Antik dönemlerde kullanılan doğal boyalardan, saraylarda hazırlanan özel karışımlara kadar makyaj sürekli değişti.
Bir gece günlüğüme şu cümleyi yazdım:
“Belki de insanlar tarih boyunca yüzlerini değil, hikâyelerini boyadı.”
Bu cümleyi yazarken gerçekten durup düşündüm. Çünkü makyajın sadece dış görünüşten ibaret olmadığını fark etmek beni şaşırttı.
Bir savaşçı yüzüne renk sürerken cesaretini göstermek isteyebilirdi.
Bir sanatçı sahnede karakterini daha güçlü anlatmak isteyebilirdi.
Bir kişi özel bir günde kendini daha güzel ve özgüvenli hissetmek isteyebilirdi.
Aynı hareket, farklı insanlar için bambaşka anlamlar taşıyordu.
Makyajı Kim İcat Etti Sorusu Neden Bu Kadar Merak Ediliyor?
Bence bu sorunun altında aslında başka bir merak yatıyor.
İnsanlar sadece “Bunu kim yaptı?” diye sormuyor.
Aslında “İnsanlar neden kendilerini değiştirmek istedi?” sorusunun cevabını arıyor.
Bunu ben de düşündüm.
Çünkü insanın kendini daha iyi hissetme isteği çok eski bir duygu. Yeni bir kıyafet aldığımızda, saçımızı değiştirdiğimizde veya aynaya baktığımızda hoşumuza giden bir görüntü gördüğümüzde içimizde küçük bir mutluluk oluşuyor.
Makyaj da bunun bir parçası.
Ancak burada önemli olan nokta şu: Makyaj insanın değerini belirleyen bir şey değil. İnsan zaten olduğu hâliyle değerlidir. Makyaj ise bazen bu değeri dışarıya yansıtmak için kullanılan küçük bir araçtır.
Bu ayrımı anlamak benim için önemliydi.
Çünkü geçmişte bazı insanların makyajı sadece görünüş kaygısıyla ilişkilendirdiğini gördüğümde üzülüyordum. Oysa tarih bize çok farklı bir hikâye anlatıyor.
Makyaj bazen sanat, bazen kültür, bazen gelenek, bazen de kişisel ifade biçimi olmuş.
Küçük Bir Aynanın Önünde Büyük Bir Farkındalık
Geçtiğimiz aylarda odamda eski bir ayna buldum. Kenarları biraz eskimişti. Üzerinde zamanın izleri vardı.
O aynaya bakarken çocukluğumu düşündüm.
Sonra eski günlüklerimi hatırladım.
Sonra makyajın binlerce yıllık hikâyesini…
İçimde garip bir umut oluştu. Çünkü insanlık değişse de bazı duyguların hiç değişmediğini fark ettim.
Binlerce yıl önce yaşayan bir insan da kendini güzel hissetmek istemişti.
Bugün yaşayan bir insan da aynaya baktığında kendinden memnun olmak istiyor.
Aradaki fark sadece kullanılan malzemelerdi.
Duygu ise aynıydı.
Makyajın Gerçek Mucidi Kimdi?
Eğer illa bir cevap vermem gerekirse, makyajın mucidi tek bir kişi değildi.
Makyajı icat eden şey insanın kendini ifade etme isteğiydi.
İlk kez yüzüne doğal bir renk süren kişi, belki de farkında olmadan binlerce yıllık bir geleneğin başlangıcını yaptı.
Belki bir anne çocuğuna özel bir gün için küçük bir dokunuş yaptı.
Belki bir sanatçı sahnede daha güçlü görünmek için yüzünü değiştirdi.
Belki de biri sadece aynaya bakıp kendini biraz daha mutlu hissetmek istedi.
Bütün bu insanlar makyaj tarihinin görünmeyen kahramanları oldu.
Bugünden Geçmişe Bakınca
Şimdi makyaj malzemeleriyle dolu mağazalara baktığımızda bunun ne kadar uzun bir yolculuktan geçtiğini görmek zor.
Renkli kutuların, farklı ürünlerin ve modern tasarımların arkasında binlerce yıllık bir insan hikâyesi var.
Ben bu araştırmayı yaparken en çok şunu hissettim: İnsan değişiyor ama duyguları değişmiyor.
Güzellik anlayışları değişiyor.
Moda değişiyor.
Kullanılan ürünler değişiyor.
Ama insanın kendini iyi hissetme arzusu aynı kalıyor.
Belki de bu yüzden makyaj sadece bir güzellik uygulaması değil. Aynaya bakan insanın kendisiyle kurduğu küçük bir konuşma.
Bazen bir renk, bazen bir çizgi, bazen küçük bir dokunuş…
Ama her zaman arkasında büyük bir hikâye var.
Makyajı kim icat etti sorusunun cevabı belki bir isim değil. Belki de bu sorunun en güzel cevabı şu:
Makyajı, kendini anlatmak isteyen insanlar icat etti.
Arabadergisi olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Makyajı kim icat etti” konusunda daha fazlası için takipte kalın!